5 Ağustos 2015 Çarşamba

ELBRUZ-5642 mt-RUSYA TIRMANIŞI


Gönlü dağlarda olana hayal biter mi? Bitmez elbette.  Biri biter diğeri gelir.Bizim gibi hayalleri peşinde koşanlar için yeni hedefler hayatın olmazsa olmazıdır.

Son beş yıldır her yaz tatilimizde yurt dışında önemli bir tırmanış yapmaya çalışıyoruz. Demavent, Savalan, Kazbek, Alamkooh derken sıra nihayet Elbruz'a gelmişti. Her zaman ki gibi uzun zaman alan hazırlıklara başlandı. Gidilecek tarih, uçak biletleri, ekip elemanları, bölgede uygulanacak program, gitmeden diğer dağlara yapılacak aklimatizasyon tırmanışları derken o gün geldi çattı. 

Kafkasların bu güzel dağı, Rusya'nın olduğu kadar Avrupa kıtasının da en yüksek dağı olmasının yanı sıra 7 kıtanın 7 zirvesinden biri olma önemini de taşıyor. Bu sebeple bu değerli dağa tırmanış hikayemize girmeden önce onun hakkında sizlere kısa bir bilgi vermek istiyorum.

ELBRUZ

Bugüne kadar birçok isim söylenegelmiş hakkında. Kimi "Dillerin Dağı" demiş, kimi "Ruhların Kralı" demiş, kimi "Tanrıların Tahtı" demiş, kimi "Mutluların Yeri" demiş...

Gizemli Elbruz özünde, faal olmayan, yoğun olarak buzullarla kaplı, çift zirveli bir stratovolkan aslında. İki zirvesi var ve bu iki zirve arasındaki mesafe 1500 metredir. Daha yüksek olan batı zirvesi 5642 mt iken doğu zirvesi 5621 mt dir. 70'ten fazla buzulu taşır ve bu buzullar aşağıdaki vadilere mütemadiyen akar, dururlar.

Konum olarak Rusya'nın Kabardey-Balkarya bölgesinde bulunur. Eteklerinde şirin Terskol kasabasını taşır. Bu konumuyla da Gürcistan sınırına 11 km uzaklıkta bulunur..

YOLA ÇIKMA ZAMANI

Elbruz sonrası eve döndükten sonra Elbruz'la ilgili notlarımı incelerken tam 10 ay önce arkadaşlarıma ilk Elbruz notunu attığımda "24 Temmuz akşamı yola çıkmalıyız ." diye yazmışım. Plan ve programın ne kadar önemli olduğunu o notu görünce daha iyi anladım. Biz tam on ay önce yazdığımız gibi 24 Temmuz akşamı yola çıkmak üzere hava alanında toplandık. Peki biz kimiz? 

Biz Trek Beşbin'in dağa gönül vermiş elemanlardan 7  kişiyiz. Ekip elemanlarımız Ayhan Kılıç, Barış Tuncaboylu, Neslihan Parmaksız, Ata Özçakır, Mustafa Abacı, Çağatay Turhan ve ben Şenay Kılıç'tan oluşuyoruz. 

 24 TEMMUZ CUMA

Sabiha Gökçen Hava alanındayız. Uçağımız 23:20 kalkış gösterirken nedense hiç şaşırmadığımız bir şekilde 00.20 de kalkıyor. Uzun bir bekleyiş sonrası uçağa biner binmez Rusya'nın Güney Kafkaslardaki Mineralnye Vody kentine gidene kadar  hemen uykuya dalıyoruz.

25 TEMMUZ CUMARTESİ

Uçaktan iner inmez ortalıktan kuş uçurmayan Rus Polisi bizi uçağın kapısında karşılıyor. Bineceğimiz otobüse bile göz attıktan sonra bizi Mineralnye Vody'nin ana binasına kadar eşlik ediyorlar.

İçeri girdiğimizde bizim gibi yabancılar arasında bir telaştır gidiyor. Birçok ülkede olduğu gibi Rusya'da ülkesine giren biz yabancılar için bir bilgilendirme kağıdı doldurmamızı istiyor ve bu kağıdı yolculuğumuz bitene kadar saklayıp, çıkışta tekrar pasaport kontrolünde vermemizi istiyor.

Tavsiyem yanınızda kalem taşımanızdır. Bizim ekipte ben ve Mustafa Ağbi'de kalem olması dolayısıyla bilgilendirme kağıtlarımızı dolduruyor ve pasaport sırasına giriyoruz. 

Yine de bu kadar acele etmemize rağmen pasaporttan ve bagaj alım yerinden en son bizler çıkmışız gibi gözüküyor.

Hava alanından çıktığımızda saat 03:30 u gösteriyor. Hava alanının dışına adım attığımızda ayağımızın altında çıtırdayan sesler dikkatimizi çekiyor. O da ne?? Yerler neredeyse el kadar büyüklükteki çekirgelerle dolu. İlk ürpertinin peşini, şaşkınlık alıyor ve bu ruh hali içerisinde bizi karşılamaya gelen acenta görevlisine yaklaşıyoruz.

Bu tırmanışta ilk kez bir acenta ile çalışıyoruz. Transfer, dağda konaklama ve yemek yapımı onlara ait olacak. Hadi hayırlısı. Bu işten ekibin bayan elemanları olarak Nesli ile ben kazançlı çıkacağız gibi gözüküyor.

Hava alanı dışına biraz yürüdükten sonra aracımıza yerleşiyoruz. Hava açık ve sıcaklık iyi. Aracımız da aslında Çeget-1 ve Nalçik şehirleri arasında çalışan bir dolmuş.
TRANSFER ARACIMIZ
Mineralnye Vody'den Terskol'a kadar yaklaşık 250 km yolumuz var. Yolculuğun ilk anlarında tüm ekip uyumayı tercih etsek de bir süre sonra hepimiz gün ışığıyla gözlerimizi açıyoruz. Bitmek bilmeyen kilometrelerce uzunluğunda tarlaları izliyoruz. Mısır, buğday, ayçiçeği, meyve vs..

Bu tarlaları görünce Rusların insan sağlığına verdiği önemi, bizden gelen bazı sağlıksız ürünleri nasıl geri çevirdiklerini de hatırlamadan edemiyoruz. Yol boyu tarlalar dışında dikkatimizi çeken bir başka önemli şeyse etrafın temizliği oluyor. Bu kadar ıssız bir yolda bizde olsa gelen geçen pisliğini dışarı atar. Burada yollar öyle temiz ki! Sadece hayran kalarak izliyoruz.

Yol boyu ilerlerken ara ara durup, ihtiyaç molası vermek istiyoruz. Ama etraf o kadar ıssız ki! Açık bir benzin istasyonu bulana aşk olsun!
MECBURİ DURUŞ MOLALARINDAN BİRİNDE
Tarlalar boyu ilerlerken bir ara sağ tarafımızda ulu, karlı zirveler göze çarpıyor. Şoförümüz onlardan birinin Elbruz olduğunu işaret edince durup, fotoğraflamadan edemiyoruz.
UZAKLARDAN ELBRUZ İLK KEZ BİZE GÖZÜKÜYOR
Elbruz'a ulaşmak için adını bölgede yılan misali kıvrılıp, giden Baksan nehrinden alan Baksan Vadisinde ilerlememiz gerekiyor. Yol bizi Baksan'ın derinliklerine soktukça adaşı olan deli, dolu, toprak rengi nehirde bizimle ters yönde yarış eder gibi gözüküyor.

Saatler 07:30 u gösterdiğinde Terskol kasabasında internet üzerinden ayarladığımız otelimiz Sedmoy Region Prelbrusye'nin önüne geliyoruz.
OTELİMİZ SEDMOY REGION PRELBRUSYE
Saat çok erken olduğundan bizi kabul etmezler diye düşünürken içeriden İngilizce bilmeyen fakat bizimle Rusça biliyormuşuz gibi konuşmaya çalışan otel görevlisi Valencia çıkıyor. 

Bizim Türk olduğumuzu öğrenince hemen kendinin de Balkar Türkü olduğunu anlatmaya çalışıyor. Hoşumuza gidiyor ama "SAĞOLASIN" dışında ağzından bir kelime Türkçe çıkmıyor.

Bu otelde bir gece dağa gitmeden bir gece de dağ sonrası kalıyoruz ama Valencia her zaman bize bir anne şefkatiyle yaklaşıyor. Rusça bilmediğimiz için kendisiyle Tarzanca anlaşmak zorunda kalıyoruz. 

Odalarımıza yerleştikten sonra saat 09:00 da lobide buluşmak üzere anlaşıp, ayrılıyoruz. Unutmadan hatırlatmakta fayda var; ülkemizle burası arasında saat farkı bulunmuyor.

Bu kısa dinlenme anımızda da ben size hem Terskol'dan ve Baksan Vadisi'nden hem de Balkarlar'dan kısaca bahsetsem iyi olur sanırım.

BAKSAN VADİSİ-TERSKOL-BALKARLAR

Daha önce de yazdığım gibi yılan gibi uzayıp, giden Baksan Nehri'nden ismini alan Baksan Vadisi'nin diplerinde Elbruz'un eteklerinde kurulmuş Terskol.
TERSKOL KASABASI
Kasaba geçimini dağ turizminden sağlıyor. Halk otel işletiyor, malzeme kiralıyor, rehberlik yapıyor, cafe işletiyor, hediyelik eşya satıyor vs..

Halkın çoğu Balkar Türkünden oluşuyor. Herhangi bir yerde alışveriş yaparken Türkçe konuştuğunuzda hemen size tek-tük Türkçe kelimeyle cevap veriyorlar.

Balkar Türkleri kendilerini "DAĞLI" diye tanımlayan bir halk ve çoğu Rusya'nın Kabardin-Balkarya Eyaleti'nde yaşıyor. Kimine göre Bulgar Türkler'inden kimine göreyse Hazar Türkler'inden geliyorlar. 

Balkarlar 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasıyla iş birliği yaptıkları gerekçesiyle 1944 yılında Stalin tarafından haksız bir sürgüne uğramışlar. Bu sürgün sonrası da BALKAR ifadesi Rusya topraklarında yasaklanmış. Bu sürgün, açlık ve ölümler getirmiş ta ki 1957 yılında Kruşçev başa geçene kadar zulüm devam etmiş.Ondan sonra biraz nefes alıp, bugünkü durumlarına kavuşmuşlar.

Günümüzde Balkarlar hakkında kötü bir şey duymadığımız için halleri yerinde, mutlu, mesut yaşıyorlar diyebiliriz sanırım. 

SAAT 10:00 DA LOBİDE BULUŞMA

Lobide buluşur, buluşmaz otelimizden Terskol'un merkezine doğru yürüyoruz. Sağ tarafımızda gözümüze çarpan minyatür minareli, tertemiz cami hoşumuza gidiyor. İçine bakmadan edemiyoruz. İçi oldukça sade ve temiz.
TERSKOL CAMİSİ
Otel görevlimiz Valencia sayesinde garsonlarının yöresel Balkar kıyafetleri ile sunum yaptığı bir cafeye gidiyoruz. RAXAT (Rahat) CAFE.
RAHAT CAFE
Terskol merkezden Çeget'e giderken solda tabelasını görebilirsiniz. İçinde küçük bir göl var. İsteyen balık tutup, tutuğu balığı burada pişirtiyor, isteyen yemek yiyor. Yemekleri güzel ve sunum hızlı. Şirin mi şirin bir yer anlayacağınız.
RAHAT CAFE VE BİZ 
Bu öğün bizim için hem kahvaltı hem öğle yemeği niyetine geçecek. Ee biraz da yol yorgunluğunu atma keyfi diyelim.Rahat Cafe'nin LAGMAN diye güzel bir çorbası var. Birçoğumuz ondan tadıyoruz. Bol sebze, azıcık makarna ve etten oluşuyor. Denemenizi tavsiye ederim.
LAGMAN ÇORBA
Sonrası tutmayın bizi çiğ börekler, çaylar, kahveler derken coştuk. Nasılsa dağa da çıkacağız; kimse tutmasın bizi.
NESLİHAN'LA TÜRK KAHVESİ KEYFİMİZ
4400 Ruble gibi bir hesap geliyor. Aklınızda olsun burada masaya konulan ekmek de, %10 luk bahşişe karşılık gelen meblağ da hesabınıza yansıyor. Kişi başı 650 Ruble gibi gelen hesap aslında Türk parasıyla 32 Tl ye karşılık geliyor. Bu da o kadar yeme içmemize göre fazla bir şey etmiyor. Anlayacağınız Rusya ucuz. 

Rahat Cafe'den oyunlar oynayarak, içinden geçen nehir kolunu izleyerek çıkıyoruz.
RAHAT CAFE'DE OYUN ZAMANI
BAKSAN NEHRİ'NİN BİR KOLU
Yemek sonrası tekrar otelimize doğru ilerliyoruz. Terskol tabelasını görünce bir fotoğraf çektirmeden edemiyoruz.
TREK BEŞBİN TERSKOL'DA
Günün geri kalanını dinlenme, ertesi gün için hazırlanma ile geçiriyoruz. Malum sabah erkenden tırmanış için yola çıkacağız. Heyecanlıyız.

26 TEMMUZ PAZAR

Erkenden kalkıyoruz. Otel görevlimiz Valencia'nın hazırladığı dişe kavuğa sığmayan kahvaltı ile karnımızı doyurmuş gibi yapıp, saat 10:00 da bizi almaya gelen araca eşyalarımızı yüklüyoruz. Fazlalıklarımızı otelde bırakıp; yazıyla, çiziyle ne zaman döneceğimizi Valencia'ya anlatıyoruz.

Ama önce Elbruz için botları uygun olmayan Mustafa Ağbiye plastik bot kiralamaya gidiyoruz. O bot kiralarken Çağatay da kazma, krampon kiralıyor. Biz de polisten resmi iznimizi alıyoruz.
RESMİ İZNİMİZ ALINDI
Bu izni almak zorundayız. Aşağı indiğimiz zaman da kağıtta yazan tarihte ya da daha önce indiğimizi bildirmek zorundayız. Aynı bizim jandarma bilgilendirmemiz gibi bir şey yani. İzin bir kişinin pasaportuyla kaydediliyor.
YAKIN PLAN RESMİ İZİN BELGEMİZ
Tam artık işimiz bitti gidiyoruz derken Neslihan'ın ayağındaki plastik botların tabanı kopuyor. Hepimiz hem şaşırıyor hem de seviniyoruz. Ya yukarıda ya da tırmanış sırasında olsaydı ne yapardık bilmiyoruz. Hemen ona da bir plastik bot kiralıyor ve yola çıkıyoruz. Botları günlüğü 350 Rubleye kiralıyoruz.

Bu arada unutmadan acenta bize yukarıda yiyecek malzemelerimizi de sağladığından hepimize taş gibi birer ek yiyecek ağırlığı ekleniyor. Patatesinden, yumurtasına, etinden, sütüne, bisküvisinden, ekmeğine yok yok..Nasıl taşıyacağız bu yükü bilmiyorum?
YUKARI ÇIKACAK YİYECEKLERİMİZİN BİR KISMI
Nihayet aracımıza doluşup, yaklaşık 2 km yukarıdaki Azau bölgesine geldiğimizde saat 11:30 u gösteriyor. Bölge oldukça hareketli. Oteller, cafeler, hediyelik eşya dükkanları var.
AZAU BÖLGESİNDEKİ HEDİYELİK EŞYA SATICILARI
AZAU BÖLGESİNDEKİ CAFELER
Oyalanmadan hemen bizi yukarı taşıyacak telesiyejlerin bilet alım noktasına geliyoruz.Çizelgeye baktığımızda raporlarda okuduğumuz tutarın aynı olduğunu görüyoruz.
TELESİYEJ BİLGİLENDİRME TABELASI
Tek farkla 3 lü telesiyejin ilk ikisi için 600+100 Ruble veriyoruz. 100 Rublesi aldığımız biletlerin geri iade edilmesi için depozito oluyormuş.
BİLETLERİMİZ
NİHAYET ÇIKIYORUZ
Bu ilk bindiğimiz telesiyej 2350 mt de bulunuyor ve Azau olarak anılıyor. Biz yukarı çıkarken hava iyice kararıyor. Allah'tan ilk iki telesiyej kapalı kabinlerden oluşuyor da yüzümüz biraz gülüyor. Sonraki bakalım ne olacak?
1. ETAP-2350 mt-AZAU BÖLGESİ
Elimizdeki kartları okutarak geçiyoruz. Yükseldikçe arkadan ve önümüzden farklı, güzel manzaralar bizi karşılıyor.
NİHAYET YUKARI YÜKSELMEYE BAŞLIYORUZ
Hepimizde ayrı bir heyecan, gerginlik var. Yüzlerimizden okunuyor.
NESLİHAN HEYECANLI
Biz yukarıya çıkarken yağmur atıştırmaya başlıyor. 1860 mt uzunluğundaki birinci telesiyej bitince hemen ikinci kapalı telesiyeje de kartlarımızı okutup, geçiyoruz. Burası da Krugosor diye anılıyor ve 3000 mt de bulunuyor. Her telesiyej aktarma durağında bolca cafe var. Sırf gezinti amaçlı gelen de bir sürü insan görebilirsiniz..
2. ETAP-3000 mt-KRUGOSOR BÖLGESİ
Bu arada sol tarafımızdan da antrenman için dağa çıkmış Rus askerleri koşarak iniyorlar.
AŞAĞI İNEN RUS ASKERLERİ
Biz 2. kabinden inmeden yağmur artık iyice coşuyor ve 1760 mt lik 2. etabı da bitirip 3. telesiyej bölgesine geldiğimizde oradaki cafenin sundurması altına sığınmak zorunda kalıyoruz. Bu arada bu bölge Mir diye anılıyor ve 3500 mt de bulunuyor.

3. telesiyejin açık, eski ve tek kişilik bir telesiyej olduğunu görünce canımız sıkılıyor.Bir yandan ıslanacağımızı, bir yandan da elimizdeki bunca yükü o küçücük yere nasıl sığdıracağımızı düşünürken çıkanlar bizi bu kara düşüncelerden kurtarıyor. Yükler ve insanlar ayrı ayrı çıkıyorlar. Bunu görünce biraz rahatlıyoruz. Bir 10 dakika bekleme sonrası yağmur hafiflemişken son etaba binmek için sıraya giriyoruz.
3. ETAP-3500 mt-MIR BÖLGESİ
Mir bölgesinden yukarı bir kapalı kabin yapma çalışması gözüküyor ama gözüken o ki  bu telesiyeje binmek bize bu geliş için kısmet olmayacak.

Biniş sırasına girince burası için de 200 ruble alındığını öğreniyoruz ve raporlarda okuduğumuz Milli Park parasıyla ilgili de hiç bir şey duymuyoruz.

Sırayla yüklerimiz ve biz hafif yağmur altında altımızda inişli, çıkışlı kayalar üzerinde yükseliyoruz. Koca koca eşyalarımızın bu tekin olmayan telesiyejden düşmesi ihtimalini düşünmekten gerim gerim geriliyoruz.
3. ve SON TELESİYEJİN HALİ
Nihayet tüm ekip 3600 mt deki Elbruz'un klasik bareller bölgesine saat 12:30 da ulaşıyoruz.
3600 mt BARELLER BÖLGESİ
BARELLERDEN BAŞKA BİR GÖRÜNTÜ
Ama daha hangi barele gideceğimiz belli olmadığı için ve hava da birden çok soğuduğundan 
kendimizi boş bir barele atıveriyoruz.
BOŞ BİR BARELE SIĞINMA
Bareller eski tankerler aslında. İçleri temizlenip, kalınacak yer haline getirilip, dağa taşınmış. Biz dağcıların işini gördüğünden müteşekkiriz.

Biraz bekleme sonrası bizi 3800 mt deki farklı bir barele taşıyacak Snowcat'e saat 13:50 de yüklerimiz ve özellikle yiyeceklerimiz fazla ağır olduğundan itirazsız  doluşuyoruz.
SNOWCAT'LE 3800 mt YE DOĞRU
Saat 14:00 gibi de 4 gün konaklayacağımız barellere yiyeceklerimiz, biz ve aşçımız Natalie snowcatla yavaş yavaş çıkıyoruz. 
3600 LERDEN YUKARILARA DOĞRU
Ve işte 3800 mt de  4 gün bizi ağırlayacak barelimize kavuşuyoruz.
BARELİMİZ
Bu barelin iki ucu yatak alanı olarak düzenlenmiş. Orta bölümünde bir masa ve yemek pişirilecek mini bir de mutfak bulunuyor.
UÇLARDAKİ YATAK BÖLÜMÜNDEN GÖRÜNTÜ
Yatak olduğu için mat getirmenize gerek yok ama mutlaka tulumunuzu getirmelisiniz.

Dışarıda kullanabileceğimiz, eski köy tuvaletleri tarzında bir de tuvaletimiz bulunuyor. Elbruz'u temizliği açısından beğendiğimi söyleyebilirim. Herhangi bir yerde çöp görmeniz mümkün değil.
TUVALETİMİZİN DIŞTAN GÖRÜNÜMÜ
TUVALETİMİZİN İÇ GÖRÜNÜMÜ
Ve tuvalete gidiyorsanız eğer barelimize göz atarsanız göreceğiniz manzara da aşağıdaki oluyor.
4 GÜNLÜK MEKANIMIZ
Bazılarımız etrafı dolaşırken bazılarımız da zirve günü bizi belirli bir yüksekliğe kadar çıkaracak olan Snowtrack'in fiyatını tartışıyorlar.
SNOWTRACK FİYATI NE OLACAK??
Sonunda 7 kişilik ekibi yukarı taşıyacak araca kişi başı 95 euro ödenmesi kararlaştırılıyor. Fakat kaç mt ye çıkacağı bir muamma olarak kalıyor. Bu da sonra başımıza iş açıyor.

Tüm bu tartışmalar devam ederken yukarılara baktığımızda hedefimizdeki güzellik bize el sallıyor sanki! İşte o an ister 95 euro ister 100 euro diyor insan.
İŞTE ELBRUZ!!!
Artık bizler barellere yerleşmekle uğraşırken aşçımız Natalie de mutfağının başına geçiyor.
AŞÇIMIZ NATALIE VE MUTFAĞI
Aşçımız Natalie tarafından hazırlanan ilk yemeğimizi yiyoruz. Köfte ve karabuğday bir diğer adıyla Greçka. Birinin yemek yapmasını izlemek ve yemek ne güzel oluyormuş. Uzun zaman olmuş bu hissi duymayalı.
BARELİMİZDE YEMEK VAKTİ
Yemek sonrası ta İstanbul'dan taşıdığım cezvem ve Türk kahvemle 3800 mt de Nesli ile ben bir Türk kahvesi keyfi yapıyoruz.
OHH GEL KEYFİM GEL
3800 mt DE MİS GİBİ TÜRK KAHVESİ
Karnımız doyunca Ayhan elinde Rusça sözlüğüyle dinlenmeye çekilirken bizler biraz daha yukarılara çıkıp, etrafa bakınalım istiyoruz.
YEMEK SONRASI KEYFİ
Bulunduğumuz yerin altı ve üstünde hala son telesiyej için çalışmalar devam ediyor. Kamyonlar her gün işçileri yukarı taşıyorlar. Yeni yeni bareller için inşa çalışmaları da bir yandan devam ediyor.
HUMMALI BİR İNŞAAT ÇALIŞMASI VAR
GÜN BİTERKEN ELBRUZ ve BİZ
Günün son fotoğrafı 4 gün bize muhteşem manzaralar sunacak Ushba ile oluyor.
USHBA'DAN BİR GÖRÜNÜM
Bu uzun ve hızlı günü barelimizde geç vakit yediğimiz akşam yemeği ve yüksekliğe alışmak için bolca tükettiğimiz çaylarla sonlandırıp, kendimizi uykunun kollarına bırakıyoruz.

27 TEMMUZ PAZARTESİ

Sabah erkenden uyanıyoruz. Natalie kahvaltımızı hazırlarken saat 08:00 gibi Neslihan ile ben  kendimizi dışarı atıp, muhteşem manzaranın tadını çıkartıyoruz.
KAFKASLARA DOĞRU UZANMIŞIZ
Bugün kahvaltı sonrası aklimatizasyon çıkışı için yükseleceğiz. Artık kaç metre yükselir, nereye kadar gideriz gün gösterecek bize.

Hızlıca kahvaltımızı yapıp, saat 09:00 da barelimizin önünde toplanıp, yola çıkıyoruz. Hava şimdilik açık ve güneşli gözüküyor. Yeri gelmişken bahsetmeli bu hava durumundan. Elbruz'da hava oldukça dengesiz. Hava genelde sabahtan öğlene kadar güneşli olurken birden öğleden sonra hava bozuyor, sis iniyor, kar ya da yağmur yağıyor. Haftada ancak bir gün tam anlamıyla iyi yüzünü gösteriyor diyebiliriz. Sağ olsun bizim ekibin "Havayı Koklayan Adamı " Barış sayesinde bol bol hava durumunu kontrol  edip, çıkışımızı ona göre ayarlıyoruz.
AKLİMATİZASYON YÜRÜYÜŞÜ SIRASINDA
Yürüyüş hattı boyunca kayakçılar için konulan işaret çubukları aslında yürüyüşçüler için de yön belirlemek açısından iyi oluyor.Dağın tırmanış rotasının tümünde bu çubukları görmeniz mümkün.
İŞARET ÇUBUKLARI
Yürüyüşümüz sırasında 4100 metreler civarında sol tarafımızda farklı konteynırlar ve sağ tarafımızda çadır barındıran kayalıklar belirmeye başlıyor.
SOL TARAFIMIZDAKİ KONTEYNIRLAR
SAĞ TARAFIMIZDAKİ ÇADIRLAR
4100 Metrelerdeki bu yer aslında Pruit-11 diye anılan bölge. Kısaca niye böyle anıldığının hikayesini anlatmak istiyorum.


1929 Yılında 11 bilim adamı 4160 mt ye Pruit-11 adını verdikleri küçük bir kulübe kuruyorlar. Bu kulübe 40 kişiyi alabilen büyüklükte bir kulübeymiş.
PRUIT-11 İN İLK HALİ
1939 yılında ise bir seyahat acentası olan Intourıst biraz daha yukarılara 4200 mt civarına alüminyum kaplanmış biraz daha büyük bir  kulübe daha kuruyor. Bu kulübe kısa zamanda yüksek dağ kışlasına dönüşüp, Rus ve Alman birliklerinin üssü haline geliyor. 
Fakat 16 Ocak 1998 yılında çıkan yangınla kulübe tamamen yanıyor.
ESKİ PRUIT-11 DEN ARTA KALAN KULÜBE
2001 Yılında ise yeni Diesel Hut eski Priut-11 in harabesinin biraz altında açılıyor.
DIESEL HUT'DAN GÖRÜNÜM
Diesel Hut'ın hemen üstünde büyük olasılıkla eski Priut-11 in kalıntıları üzerinde ya da dibinde Elbruz'da ölenler için bir anıt mezar yapılmış.
ELBRUZ ANIT MEZARI
Bizden bu mezarda anılacak biri var mı derseniz? 2002 Yılında Ali Kepenk adlı dağcımızın solunum yetmezliği nedeniyle Elbruz'da vefat ettiğini söyleyebiliriz.

Dağcımızı rahmetle anarken Elbruz için ilk tırmanışlarımızın kim tarafından yapıldığını da eklesek iyi olur diyorum. Elbruz'un ilk Türk tırmanışı 1980 yılında eski federasyon başkanlarından Abdülmecit Doğru tarafından yapılmış. İlk kış tırmanışı ise Nasuh Mahruki tarafından 1993 yılının Şubat ayında doğu zirvesine yapılmış.

Elbruz hakkında bilgilendirmeler sonrası biz yükselmeye devam ediyoruz.  Bu sırada Barış bizden 4100 ler civarında ayrılıp, barele geri dönüyor. Altı kişi olarak yola devam ediyoruz.
AKLİMATİZASYONA DEVAM
Yürüyüşümüz sırasında birden yukarıdan zirve yapıp, inenler arasından bir hafta önce bizimle İran'da Alamkooh'a tırmanan Hacı'yı görünce önce şaşırıyor sonra da seviniyor, "Dünya Küçük" demeden edemiyoruz.
İRANLI ARKADAŞIMIZ HACI VE BİZİM EKİP
Hacı'dan ayrıldıktan sonra 4600 metrelerdeki Pastukhov Kayalıkları'na doğru yükselmeye devam ediyoruz.
PASTUKHOV KAYALIKLARI-4600 METRELER
Bu akşam zirve tırmanışını hedeflediğimiz için Neslihan ve ben kendimizi fazla yormamak adına 4500 metreden geri dönüyoruz. Çağatay, Ayhan, Mustafa Ağbi ve Ata devam diyorlar.

Saat 12:50 de ben ve Neslihan barele varır varmaz aşçımız Natalie zorla bizi sofraya oturtuyor. Biz yemeğimizi bitirip, masada sohbet ederken önce Çağatay ardından da Ata ve Mustafa Ağbi de geliyorlar. 4600 metrelerden döndüklerini söylüyorlar. 

Akşamüstü 16:40 gibi bozan havanın peşinden Ayhan barele geldiğinde meraktan ölüyorduk. Meğer Ayhan 5000 metreyi görüp, öyle gelmeye karar vermiş. Hızlı inmek için kayarak indiğinden iç çamaşırına kadar ıslanmıştı.

Hemen ona da sıcak yemeğini yediriyor ve bu akşam yapacağımız zirve tırmanışını hep birlikte hava muhalefeti nedeniyle bir sonraki akşama erteliyoruz.

Bu da yarın bütün gün barelde bekleme yapacağımız olduğunu gösteriyor. Hemen 3 gün için ayrılan barelimizi dört güne uzatıyoruz, bu akşam için ayarlanan snowtracki bir sonraki akşama ayarlıyoruz derken zirve heyecanıyla 3800 metrede bir koca günü daha kar yağışı altında bitiriyoruz.

28 TEMMUZ SALI

Sabah erkenden kalkıp, kendimizi dışarı atıyoruz. Akşam yağan kar sebebiyle kar olmayan yerler bile karla örtülmüş, bembeyaz olmuş. Hava bariz soğuk ama yağış yok gibi gözüküyor.

Etrafa göz gezdiriyoruz. Elbruz'un üstünde bir tek bulut yok. Gece zirve yapanların snowtrack izleri olduğu gibi gözüküyor.Aşağılarda ise her şey durağan ve sakin.
ELBRUZ OLDUKÇA NET GÖZÜKÜYOR
ALT BARELLERDE SES SEDA YOK
3600 Metrelerin biraz aşağısında, barellerin sol tarafında bir de gözlem istasyonu göze çarpıyor.
GÖZLEM İSTASYONU
Etrafı kolaçan ettikten sonra aşçımız Natalie'nin köfteli ekmekleriyle saat 08:00 de kahvaltıya başlıyoruz. Köfteli ekmek ve kıymalı makarna gibi ilginç bir karışımla yemeğe başlasak da aç kalmamak adına hepimiz yemeğe yiyeceğe sarılıyoruz diyemeyeceğim.
KAHVALTIDA KÖFTELİ EKMEK
Ben ve Nesli Natalie'nin kıymalı makarnasından yemiyoruz. Yumurtaya asılıyoruz ama akşamdan pişirilip, soğumuş yumurta da pek bize hitap etmediğinden sanki sofradan aç kalkıyoruz.

Bu durum Natalie'nin gözünden kaçmadığından bize zirveye çıkana kadar bizim zirve yapamayacağımıza dair imalarda bulunuyor. El hareketleriyle bize zirveye gidene kadar gidip, uyumamız gerektiğini söylüyor. Biz de gülüp, geçiyoruz.

Bugünü çoğunlukla yatarak, okuyarak, uyuyarak, çay içerek, yemek yiyerek geçiriyoruz.İşte beklemekten sıkılmış barel halkının olağan halleri.
YEMEK YEME HALLERİ
ŞEKLİ KAYMIŞ SAÇLARLA UĞRAŞMA
ALABİLDİĞİNE UYUKLAMA
3800 mt DE YEMEK YAPMA HALLERİ

Ve işte koca gün gelip, geçiyor. Biz saat 01:00 de kalkıp, 02:00 de snowtrack'a binmek üzere tüm hazırlıklarımızı yapıp, yatıyoruz. Fakat bu heyecan ve gerginlikle uyumak ne mümkün? Acaba ne olacak? Nasıl geçecek? Zirve yapabilecek miyiz? Gibi sorularla olan 5-6 saatimizi de heba edip gidiyoruz. Hadi hayırlısı...

29 TEMMUZ ÇARŞAMBA
ZİRVE TIRMANIŞIMIZ BAŞLIYOR!!!!

Sabah 01:00 de pek de uyumadan kalktığımızda aşçımız Natalie bize yol için onların kasha dediği; sütlü yulaf ezmesi hazırlıyordu. Rus dağcıların pek bir tercih ettiği bu beslenme şeklinin bize ne kadar uyacağı konusunda biraz endişeli olsak da hızlıca tabağımızdaki sıcak, bulamaç gibi şeyi kaşıklıyoruz. 

Natalie hala Neslihan ve benim bu fizik ve kilo ile zirveyi yapamayacağımıza inandığı için bize el hareketleriyle yukarı çıkacağımıza gidip, yatmamızı öneriyor. Biz de ona gülüyoruz. İçimizden "Keşke her şey göründüğü gibi olsa" diyoruz.

Saat 02:00 de snowtrack geliyor ve biz araca zarar vermemek adına kramponlarımızı takmadan araca biniyoruz. Fakat araçta bulunan iki kişinin ayağında kramponları görünce "Keşke biz de taksaydık" demeden edemiyoruz.

Gecenin karanlığında snowtrack in arkasında yukarılara doğru çıkarken eğimle birbirimizin üstüne üstüne hem bilmeden yığılıyoruz hem de belki biraz daha ısınırız diye bile isteye biraz daha birbirimize sokuluyoruz.

Yaklaşık 45 dakika süren yolculuğumuzun bittiğini araç durunca anlıyoruz ama sanki bir terslik var gibi gözüküyor. Çünkü bize vaat edilen yükseltinin sanki biraz daha aşağısındaymışız gibi gözüküyor. Gps'e baktığımızda 4700 mt de olduğumuzu görüyoruz.

Aracı süren kişiyle görüştüğümüzde daha yukarı çıkmak için daha fazla para istediğini anlıyoruz ama o esnada hızlı hareket edip, karar veremiyoruz.

Bir 15 dakika kramponlarımızı ellerimiz yarı donar halde bağlıyor ve yükselmeye başlıyoruz.

Kapkaranlık bir ortamda bir yandan snowtracklar yanımızdan gelip, geçerken bir yandan diğer tırmanıcılar oldukça dik olan parkura tırmanıyorlar.

Bizim tırmanış günümüzün özelliği hava sıcaklığının iyi olması, yağışın olmaması fakat rüzgarın şiddetli olmasıydı.

Bu sebeple rüzgarda güç kaybetmemek adına Ayhan 4800 mt lere çıktıktan sonra başka bir snowtrackle 400 euroya anlaşıp, bizi 5000 mt ye çıkarmasını sağlıyor.

Birçok tırmanış ekibinin buradan başladığını snowtrack bizi indirince anlıyoruz. Oldukça kalabalık bir ortam gözüküyor.

Saat 03:30 gibi indikten sonra bir Rus ekibin peşi sıra doğu zirvesinin ana kütlesini yukarılara doğru dönerek, yükselmeye başlıyoruz. Fakat rüzgar yaklaşık 3-4 dakika arayla öyle kötü esiyor ki! Yerden aldığı tüm karı mercimek tanesi kadar büyüklüğünde yüzümüze yüzümüze indiriyor. Böylelikle ayağımızın altındaki tüm izler de kapanıyor.

Bu şekilde doğu zirvesini dönüp, iki zirve arasındaki saddle denilen bölüm gözükene kadar yürüyoruz. Saddle gözükünce zaten güneş de kendini batı sırtında gösteriyor. Seviniyoruz.

5300 metrelerde bulunan saddle bölümünde biraz mola verip, bir şeyler atıştırdıktan sonra oldukça eğimi yüksek olan batı zirvesine doğru yükselmeye başlıyoruz.
OLDUKÇA DİK BİR TIRMANIŞ BAŞLIYOR
Önce dik olarak ilerleyen tırmanış bir süre sonra yataya dönüyor, biz de biraz nefes alabiliyoruz.Zaten önümüz sıra giden, günün ilk zirve ekibi gözüküyor.
ARA ARA NEFESLENİYORUZ
İLERİDE SABİT HAT GÖZÜKÜYOR
5400 Metre itibariyle zeminde hafif verev şekilde duran sabit hatta giriyoruz. Sadece Mustafa Ağbi daha aşağılarda kalıyor. Sabit hatta girdikten sonra onu biraz bekliyoruz fakat peşimiz sıra gelen birkaç dağcı bizi sabit hatta iteklediğinden beklemeyi kesip, sabit hattın ortasındaki kayalıklara kadar ilerliyoruz.
SABİT HATTAYIZ-MUSTAFA AĞBİ ARKADAN GÖZÜKÜYOR
OLDUKÇA DİK BİR ETAP DAHA GELİYOR
Hattın kimi kısmı oldukça dikken kimi kısmı oldukça rahat ilerliyor. Kayalıklar ise sabit hattın zirve platosuna göre tam yarısında kalıyor. Kayalıklarda açlıktan ölen bizler bir şeyler atıştırıyoruz. Bize yeter mi diye düşündüğümüz Natalie'nin sütlü-yulaf ezmesi cidden bize yetmiyor. Açlıktan ölüyoruz. Hayatımda ilk kez bir tırmanışta kendimi bu kadar aç hissedip, yemeğe-yiyeceğe saldırıyorum.

Saat 07:15 te biz yemeğimizi yeyip, dinlenirken Mustafa ağbi de sabit hattı geçip, yanımıza geliyor. Sonra karşımızda Doğu Zirvesi'nin ve Kafkasların manzarasını seyredip, dinleniyoruz.
BU MANZARAYLA KAHVALTI EDİYORUZ
Bir yarım saat dinlenip, saat 07:45 te artık son sandığımız dik etabı tırmanmaya başlıyoruz.
SON DİK ETAP
Moladan kısa bir süre sonra saat 08:00 de sabit hattın büyük kazıklarla sabitlenip, bittiği zirve platosunun başladığı noktaya geliyoruz. Zirveye doğru son bir bölümü daha yürümek zorunda olduğumuzu görüyoruz.
SABİT HATTIN BİTİŞ NOKTASI
Artık sona yaklaştığımızın farkında olarak platoda zirveye doğru yavaş yavaş yürüyoruz.Zirve uzaklardan gözüküyor.
ZİRVE PLATOSUNDA İLERLİYORUZ
Çok fazla da acele etmiyoruz. Zira bizden önceki grubun zirveyi boşaltmasını bekliyoruz.
İŞTE ELBRUZ ZİRVEYE İYİCE YAKLAŞTIK
Nihayet saat 08:20 de Elbruz'un 5642 metrelik batı zirvesine ulaşıyoruz. Herkes birbirini tebrik ediyor ve hemen bayraklarla bezeli bu güzel zirveyi fotoğraflıyoruz.
ELBRUZ ZİRVE TAŞI
ZİRVEDEKİ ANITLARDAN BİRİ
Uzun zaman emek harcanılan bir şeyin sonuna gelince farklı duygulara sarılıyor insan. Hem gerçekten bir rahatlama hissi sarıyor bedeni hem de ruhen boşlukta kalma hissi sarmalıyor her yanı. Ama tek kelime ile ifade edecek olursak  MUTLULUK olsa gerek bunun adı.
TREK BEŞBİN EKİBİ ELBRUZ ZİRVESİNDE
Hava da iyi olduğu için bol bol fotoğraf çektiriyoruz zirvede. Dört bir yana göz atıyoruz. Doğu zirvesi tarafında uzaklardan Ushba, Çeget, Azau, Donguzoru bizi tebrik ediyorlar.
KAFKASLAR ARKAMIZDA
Saatler 08:40 ı gösterirken diğer ekiplere yer açmak için istemesek de yavaş yavaş inişe geçiyoruz.
İNİŞE GEÇİYORUZ
Saat 08:50 de sabit hattın başladığı noktaya ulaşıyoruz. Hep birlikte sabit hatta girip, inişe geçiyoruz.
SABİT HATTIN BAŞLADIĞI YER
Yaklaşık bir saat önce bir şeyler atıştırdığımız kayalıklara kadar sabit hattan ilerliyoruz.
AŞAĞIDA DURACAĞIMIZ KAYALIKLAR GÖZÜKÜYOR
Kayalıklarda yine bir şeyler atıştırıp, biraz dinleniyoruz. Bu sırada tırmanış rotasının da iyice kalabalıklaştığını gözlemliyoruz. Sabit hattın hem gidişi hem de dönüşü insanlarla dolu gözüküyor.
HATTIN HER İKİ YÖNÜ DE DOLU
İnişi ne kadar hızlı yapalım desek de parkur oldukça dik olduğundan bizleri oyalıyor.
SABİT HATTIN SONUNA DOĞRU
SABİT HATTA İNERKEN
Saddle denilen 5300 metrelerdeki iki zirve arasındaki bölüme inişimiz saat 09:50 yi buluyor.
SADDLE BÖLÜMÜNDE EKİBİ BEKLİYORUZ
Tekrar yoğun rüzgar altında Doğu Zirvesinin kütlesini yatayda dönmeye başlıyoruz.
DOĞU ZİRVESİ KÜTLESİNİ DÖNÜYORUZ
Rüzgar yerdeki karları iri taneler halinde yukarıdan aşağı yüzümüze attıkça durup, beklemek zorunda kalıyoruz. Belki de tırmanışın en çekilmez anları bu anlar oluyor.


Bir süre sonra aşağılara doğru rota gözüküyor ama bulunduğumuz yerden 1700 mt iniş yapacağımızı bilmek canımızı biraz sıkıyor.
KAMP YERİ ÇOOKK UZAKLARDAN GÖZÜKÜYOR
Sabah snowtracktan inip, başladığımız 5060 mt ye saat 11:00 gibi geliyoruz. Biraz dinlenip, sıvı tüketmeye çalışıyoruz.
5060 mt DE BİR MOLA
Bekleye, oyalana, mola vere zirveden sonraki 1800 t lik inişi tamamlıyoruz. Barele vardığımızda saatler 14:00 ı gösteriyor. Tam tamına 12 saat süren bir macera yaşıyoruz anlayacağınız.


Barele ulaştığımızda aşçımız Natalie artık şehre indiğinden ekibe yemek hazırlama işi Neslihan'la bana kalıyor. Ama önce herkes güzelce bir uykuya dalıp, zirvenin tadını rüyalarında çıkarıyor.

Saat 16:00 itibariyle mutfağa girip, yemeğe başlıyoruz. Tavuk sote, makarna, salata ve bir gün önceden kalan çorbamız ekibin karnını doyurmaya yetiyor.
İŞ BAŞA DÜŞTÜ
Başarılı geçmiş bir zirve yolculuğu sonrası, karınlar da doyunca daha ne ister insan? Gel keyfim, gel!!
HERKES MUTLU
O akşam gerçekten mutlu ve rahat bir uyku uyuyoruz. Kaç günün gerginliği geride kalmış ve emelimize ulaşmıştık ne de olsa! Teşekkürler Elbruz!!


30 TEMMUZ PERŞEMBE

Sabah erkenden kahvaltımızı yapıp, barelimizde son bir ekip fotoğrafı çektiriyoruz.
KAHVALTI SONRASI SON FOTOĞRAFIMIZ
Aşağı iniş için 09:00 da bizi almaya gelecek snowcatimiz biraz gecikince biz de hem Elbruz hem de Kafkaslar manzarasının keyfini çıkartıyoruz.
ELBRUZ VE EKİP ELEMANLARIMIZ
Saat 10:00 gibi snowcatimize eşyalarımızı yükleyip 3600 deki barellere doğru inişe geçiyoruz.
İNİŞ BAŞLIYOR
Sırada tek kişilik telesiyeje binmek  olduğundan aşağıya biraz tedirgin iniyoruz. "Eşyalarımız ne olacak, düşecekler mi? " derken 3500 mt deki telesiyejde sıraya giriyoruz bile.
TELESİYEJ SIRASI BEKLERKEN
Sırasıyla yine önce Mir istasyonuna çöplerimiz de bizimle birlikte olmak üzere inişimizi tamamlıyoruz.
MİR İSTASYONUNA DOĞRU
Daha sonra da önce 3000 mt deki Krugosor ve 2350 mt deki Azau'ya inişi tamamlıyoruz.
AZAU'YA DOĞRU
Herkes inince ilk yaptığımız bu bölgeye bir daha gelmeyiz diyerek, hediyelik eşya dükkanlarına taşınmak oluyor. Bardaklar, magnetler, anahtarlıklar , kalpak denemeler derken cidden coşuyoruz.
KALPAK DENEMEYEN KALMASIN
BİZ DE EKSİK KALMAYALIM
Tüm alış-verişler sonrası tekrar otelimiz Sedmoy Region Prelbruse'ye doğru gidiyoruz. Saat 19:00 da buluşmak üzere anlaşıp, odalarımıza çekiliyoruz.


Kimimiz uyumayı, kimimiz dinlenmeyi tercih ediyoruz. Ama sanırım herkesin ilk yaptığı şey onca günün kirinden kurtulmak için banyoya girmek oluyor.

Biz Ayhan'la kısa bir dinlenme sonrası güzel bir öğle yemeği için Raxat Cafe'ye gidiyoruz.
YİNE RAXAT CAFEDEYİZ
Zil çalan karnımızı önümüze gelen her şeyi silip, süpürerek dolduruyoruz. Önce bizim gözlememize benzeyen peynirli, patatesli HICIN ı tadıyoruz. Ardından tavuk şaşlık ve hafif, kızartma patates.
HICIN
TAVUK ŞAŞLIK
YEDİĞİMİZ EN HAFİF KIZARTMA PATATES
VE BİZ KILIÇLAR
Öğle yemeği sonrası kasabanın dükkanlarında alış-veriş yapıyoruz. Tüm ekip elemanları tshirt almayı ihmal etmiyor. Zaten saat 19:00 da buluşunca tüm ekip Elbruz tshirtlerimizle yemeğe katılıyoruz.
TREK BEŞBİN EKİBİ 
ZİRVE YEMEĞİNDEYİZ
Kutlamamızı Elbruz'un rakımıyla anılan 5642 birasıyla yapıyoruz. Tüm eller 5642 ile havaya kalkıyor.
5642 BİRASI
Terskol'da güzel ve keyifli bir geceyi yorgun bedenlerimiz yataklarla buluşurken bitiriyoruz.


31 TEMMUZ CUMA

Sabah erkenden birkaçımız toplanıp, Çeget'e gidiyoruz. Çeget Terskol'un 1-2 km aşağısında yine dağ turizminin yoğun olduğu küçük bir yer.


Amacımız önce o bölgedeki telesiyejle yukarı çıkmak olsa da sonra vazgeçiyoruz. Kahvaltı edip, alış-veriş yapmayı tercih ediyoruz.
ÇEGET'E DOĞRU GİDERKEN BAKSAN NEHRİ'NDEN GEÇİYORUZ
Terskol'dan Çeget'e giden yol kısmen çam ağaçlarının altında ilerliyor. Sabah yürüyüşü için tercih edilecek bir yol. Zaten yola düşerseniz birçok yürüyen kişiyi görebilirsiniz.

BAKSAN NEHRİ
Çeget de aynı Azau gibi oldukça turistik. Birçok otel yerleşim merkezinin çevresini sıralıyor. Bunun dışında cafeler, turistik eşya satıcıları da bolca mevcut.
ÇEGET'İN TURİSTİK EŞYA SATICILARI
MEYDANIN GÖRÜNTÜSÜ
Kahvaltı sonrası yine birkaç parça hediyelik eşya almak için farklı farklı dükkanlara giriyoruz. Yün çoraplar ve bereler göze oldukça hoş geliyor.
HER YER YÜN VE TİFTİK ÜRÜNLERLE DOLU
YÜN ÇORAP VE ELDİVENLER
KEÇE BAŞLIKLAR VE KALPAKLAR
Bu Rus kalpaklarına bayılıyorum. Kafamıza takıp Neslihan'la biraz aramızda eğleniyoruz.
RUS KALPAĞIM VE BEN
Çeget sonrası otelimize dönüp, bizi 12:00 da alacak transfer aracımıza yerleşiyoruz. Tam bir hafta önce bizi Mineralyne Vody'den alan şoförümüzün el, kol hareketiyle de olsa ilk sorduğu "Yukarı çıktınız mı?, Zirve yaptınız mı?" oluyor. Biz de "OK" diyerek cevaplıyoruz.

Yaklaşık 3 saat sürecek yolculuğumuza başlıyoruz. Bu sefer direk Mineralnye Vody yerine önce Nalçik'e gideceğiz. Uçağımız gece yarısı 03:15 te olduğundan Nalçik'te vaktimizi değerlendirmek istiyoruz.

Geldiğimiz gibi Baksan Vadisinden Baksan Nehri eşliğinde kıvrıla kıvrıla giderken kimi uyukluyoruz, kimi tarlaları izliyoruz, kimi sohbet ediyoruz.
YOL HALİMİZ
YOL HALİMİZ
Günün sıcaklığıyla yolculuk zor olsa da saat 15:00 da Kafkas Dağlarının eteğindeki Nalçik'in geniş caddelerinde ilerleyip, büyük bir parkın dibinde iniyoruz. Şoförümüzle son yolculuğumuz için saat 22:00 gibi buluşmak üzere anlaşıyoruz.

İlk önce parkın içindeki bir cafede güzelce bir öğle yemeği yiyoruz. Sonra da Kabardey-Balkar Bölgesinin başkenti olan Nalçik'te şöyle bir dolaşmaya çıkıyoruz.

Şehir ismini üzerinde kurulduğu nehirden alıyormuş. Başka bir rivayete göre de şehri çevreleyen dağlar at nalı gibi olduğundan bu isim verilmiş ona. Bu arada Nalçik; küçük at nalı anlamına gelen, kökeni Türkçe olan bir kelime.

Nalçik Balkar Türkleri ve Osmanlı için önemli bir yer tutuyor tarihte. 1774 teki Osmanlı-Rus Savaşı sonrası tamamen Rusların eline geçmiş. 2. Dünya Savaşı sırasında da Nazilerin eline geçmiş. Bu sırada bayağı zarar görmüş. Ama o yıllardan bu yana toparlanıp, 2003 yılında Rusya'nın 2. en temiz şehri olma ünvanını da kazanmış.

Nalçik tipik bir Rus şehri diyebiliriz. Geniş caddeler, büyük parklar, Lenin heykelleri, temiz sokaklar, opera ve tiyatro binaları..

Biz Nalçik'i çok araştırmasak da görmek için kulağımıza çalınan ilk yer Lenin Meydanı olduğundan rotamızı gelirken gördüğümüz meydana doğru çeviriyoruz.
LENİN MEYDANI'NDA LENİN HEYKELİ
Meydan oldukça büyük. Dans eden fıskiyeleriyle koca bir havuz meydanın tam ortasını kaplıyor. Havuzun bir ucu Lenin heykeline bakarken diğer ucunda, caddenin karşısında kocaman, beyaz bir bina bulunuyor. Anladığımız kadarıyla bu bina Nalçik'in Beyaz Sarayı oluyor.
NALÇİK'İN HÜKÜMET BİNASI
Meydanın hükümet binası tarafının her iki yanında mermer iki adet kaide bulunuyor.
MEYDANDAKİ MERMER KAİDE
MERMER KAİDEDEN GÖRÜNÜM
Mermer kaidenin uç kısmında Kabardey-Balkarya'nın bir de haritası bulunuyor. Birkaç gündür üzerinde olduğumuz yerleri ve Elbruz'u incelemeden edemiyoruz.
İŞTE ELBRUZ ORADA!!
Lenin meydanından ayrılarak geniş caddelerde yürüyoruz. Oldukça uzun bir yürüyüş yapıyoruz. Sokaktaki derece göstergesi 39 dereceyi gösteriyor. Sokaklarda doğru düzgün insan göremememiz boşuna değil demek ki!

Sonunda bir meydanın ucundaki kendi halindeki bir AVM'ye güneşten kaçmak adına giriyoruz. Kendi kendimize de gülüyoruz. Kendi ülkesinde AVM'ye girmeyen bizler, Rusya'da AVM'den ve onun klimasından medet umuyoruz.
BİR NALÇİK SOKAK TABELASI
Efendim günü bu AVM'deki tek cafede geçiriyoruz. Wifi'yı olan bu cafede kimimiz yemek yiyor, kimimiz internete giriyor, kimimiz bir şeyler okuyor derken saat 21:00 gibi cafeden kalkıp, geldiğimiz yoldan aracımızla buluşacağımız noktaya yürüyoruz.

Ve Lenin Meydanı'nın silme insanla dolu olduğunu görüyoruz. Tam anlamıyla bir curcuna olmuş burası. Şaşkınlıktan etrafa bakınarak ilerliyoruz.

Saat tam 22:00 da aracımıza binerken gördüğümüz son Elbruz yazısının fotoğrafını çekmeden edemiyoruz.
SON KEZ ELBRUZ
Mineralyne Vody hava alanına saat 24:00 gibi ulaştığımızda check-in işlemleri sonrası Ata'nın biletinin farklı bir isme düzenlenmesi ve beni pasaportumdaki fotoğrafa benzetemeyen görevlinin kuşkulu bakışları dışında her şey normal dönüş seyrinde ilerliyor ve 03:15 uçağı ile İstanbul'a dönüyoruz.

Geldik bu uzun yolun sonuna.. Öncelikle 8 gündür birlikte olduğumuz uyumlu ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Dağda geçirdiğimiz ve hepimizin gergin olduğu anlarda bile kimse nezaketi elden bırakmadı; kimse kimseyi kıracak bir şey yapmadı. Başarılı bir faaliyet yaptık ve nihayetlendirdik. Tabi Elbruz'a da teşekkürlerimiz sunmalıyız diye düşünüyorum. nihayetinde bize zirvesine ulaşma izni vermeseydi bu hikaye bizim için farklı olacaktı. Teşekkürler Elbruz.

Darısı diğer faaliyetlerimize olsun ve ZİRVELERİMİZ DAİM OLSUN diyorum.



ŞENAY KILIÇ


1 KİŞİNİN TOPLAM HARCAMASI

  1. 1 Kişi Uçak Parası:600 tl
  2. Acentaya Ödenen Para (Tüm ulaşımlar, yeme-içme-barelde konaklama):170 dolar
  3. Snowtrack:150 euro
  4. 3 lü Telesiyej Parası toplam:800 Ruble=40 tl
  5. Alış-veriş:20 dolar
  6. Yeme-İçme:30 dolar
  7. 2 Gece otel parası:80 tl
TOPLAM:600 tl+80 tl+40 tl+220 dolar+150 euro=1800 tl

UYARI
  1. Terskol'da yaşadığımız en büyük sıkıntı döviz bürolarının olmamasıydı. TersBank diye tek bir banka vardı ve onu da açık buLmak imkansızdı. Tüm döviz işlerimizi Tersbank'ın yanındaki malzeme kiralayıcısıyla hallettik. İmkanınız varsa ülkeden ruble alıp, gitmeniz daha iyi olur.
  2. Snowtrack kullanıcılarıyla doğru, düzgün bir iletişim kurmamamız sebebiyle bu araca umduğumuzdan hayli fazla para verdik. Tamamen bir sektöre dönüşmüş snowtrack için dikkatli olun deriz.
  3. Gitmeden Rus-Kiril alfabesini çalışıp, en azından okunuşları öğrenin deriz. Hatta bazı çok kullanılan Rusça kelimeyi de öğrenmek işinizi kolaylaştırır. Zira birçoğu en basit İngilizce kelimeleri bilmiyorlar.
  4. Her türlü malzeme özellikle plastik bot, kalın mont, kazma, krampon kiralayabilirsiniz. Fiyatları oldukça uygun.
  5. Yeme-içme oldukça ucuz.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Büyük bir zevkle yazınızı okudum ve fotoğraflarınıza baktım gerçekten müthiş bir iş yapıyorsunuz.Kendi adıma imrendim.Daha nice güzel zirveleriniz olsun inşallah.