8 Temmuz 2013 Pazartesi

BULUTLAR ÜLKESİNDEN SELAM OLSUN ! BÜYÜK DEMİRKAPI TIRMANIŞI-3374 mt 6-7 Temmuz-2013


       Bulutlar ülkesinden selam getirdik sizlere dostlar. Biz birkaç  zirve meraklısı, geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'dan biraz uzaklara, Trabzon'a doğru yola çıktık. Hedefimiz Gümüşhane ile Trabzon arasındaki Soğanlı Dağları üzerinde bulunan Büyük Demirkapı Zirvesini tırmanmaktı.
       Yol hikayemizin geçmişi bir aylık bir süre kadar diyebiliriz. Sevgili Barış ve Yüksel sayesinde Gümüşhane Dağcılık Kulübü ile iletişime geçilerek yeni bir zirve yapalım istedik. Herkes kendine uygun olan uçuş firmasından biletini aldı ve heyecanla 6 temmuz cumartesi gününü beklemeye başladık.
    6 Temmuz cumartesi günü Avrupa yakasından binen Melih haricinde hepimiz Sabiha Gökçen Hava Alanı'nda buluştuk. Buluştuk, buluştuk ta biz kimiz efendim, hemen kendimizi size tanıtayım. Ben Şenay Kılıç, eşim Ayhan Kılıç ve arkadaşlarımız Barış Tuncaboylu, Melih Mengi, Kemal Kaplan, Mustafa Abacı, Yüksel Öztürk, Çağın Ağın ve Seher Gündüz.
UÇAĞA BİNMEK İÇİN BEKLEŞİYORUZ
    Check-in işlemlerimizi yaptırırken Anadolu Jet'le uçacak Çağın'ın ve kız arkadaşının da uçaklarını kaçırdığını öğrenip biraz canımız sıkılıyor ama hemen arkasından öğleden sonraki bir uçakla Trabzon'a uçacaklarını duyunca seviniyoruz. 
     Trabzon -İstanbul arası yaklaşık olarak 1 saat 30 dakika  sürdü ve hava alanına indiğimizde Melih bizi orada bekliyordu. Hemen çantalarımızı alıp bizi hava alanında karşılayacak Güdak üyesi Mustafa Akbulut ile buluşuyoruz. Mustafa Bey bizi çok sıcak bir şekilde karşılıyor ve kendini kısaca tanıtıyor. Ondan sonra da iki dolu günün hikayesine başlıyoruz efendim.
   Önce kamp yerine ulaşmamız için Uzungöl'e varmamız gerekiyor. Çünkü kamp yerimiz Uzungöl'ün de daha üstlerinde bir yerde bulunuyor. 
  Trabzon'dan hareketle merkezden 99 km uzaklıktaki Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl'e Of ilçesini geçerek yaklaşık bir saat içerisinde, saat 11:30 civarı; Trabzon'un muhteşem doğasını içimize çeke çeke varıyoruz. İlk defa gelen arkadaşlar için muhteşem bir görsel şölen oluyor Uzungöl.
     Arabamızdan inip önce göl etrafında bir küçük tur atıyoruz. Ve buranın da Arap istilasına uğradığını anlamakta pek gecikmiyoruz. 
EKİBİMİZLE UZUNGÖL HATIRASI
   Gölü turlarken fotoğraflar çektirmeyi ihmal etmiyoruz. Kalabalığa ve gürültüye rağmen buranın insanda değişik hisler uyandıran bir ambiansı olduğunu  düşünüyorum. 
UZUNGÖL'ÜN ÜNLÜ CAMİSİ
    Uzungöl  Türkiye'nin yağmur ormanlarının bulunduğu Soğanlı ve Kaçkar Dağlarının birleşim yerinde bulunan ve yamaçlardaki kayaların düşüp Haldizen Deresi'nin önünü kapatmasıyla  oluşan bir göl. Rumca adı Şaraho  ve girişindeki bu camiyle de bütünleşmiş durumda. 
    Rehberimiz Mustafa Hoca'nın dediğine göre göl için düzenleme çalışmaları yapılırken bir ara çevresi duvarla örülmüş ama sonra halk itiraz etmiş. Çünkü hayvanlar gölün suyundan yararlanamıyormuş. Bunun üzerine duvar yıkılıp yerine aşağıdaki gibi bir  çit yapılmış.
DOSTLARLA BİRLİKTE OLMAK GÜZEL
       Bölge bol yağış aldığı için her zaman yeşil ve puslu diyebiliriz. Ama onu da güzel yapan bu pusu  herhalde.
CAMİYİ TAM ARKAMIZA ALIRSAK İŞTE BÖYLE OLUR EFENDİM :)
        Göl etrafında bir çok pansiyon, otel, restoran bulmanız mümkün. Deniz bisikletleri ve küçük sandallarla da içinde keyif yapabilirsiniz.
UZUNGÖL'DE BİSİKLETLER















  Nihayet göl turumuz bitince camiye yakın bir yerde öğle olmasına rağmen kahvaltımızı yapıyoruz. Kimimiz güzel bir kahvaltı tabağını, kimimiz çorbayı tercih ediyor ama herkes mısır unlu kuymağın tadına bakıyor.
KAHVALTI MASASINDA BEKLEŞİRKEN
VE MİSS GİBİ KUYMAĞIMIZ GELİYOR
      Kahvaltımız bitince bir takım alışverişlerimizi yaparak araçta buluşuyoruz.
Ben de gezerken çok şirin bir magnet buluyorum ama Ayhan'la benzerliğini görünce daha da sevimli geliyor bana.
HIK DEMİŞ BURNUNDAN DÜŞMÜŞ :)
 Evet ve sonunda kamp yerine doğru hareket zamanıdır diyoruz ve Uzungöl'den yukarılara doğru ilerliyoruz. İlerlerken kimi zaman sağımızda kimi zaman solumuzda gürül gürül akan dereler ve manzaralara dayanamayıp ara sıra arabadan dışarı fırlayıp, fotoğraflar çekiyoruz.
UZUNGÖL'DEN YUKARILARA DOĞRU
     Hava o kadar temiz ve çiçekler o kadar güzel ki anlatmak imkansız diyorum.
BU GÜZELLİĞE DAYANAMAYIP POZ VEREN VERENE
YAYLA EVLERİNDEN BAZILARI
     İzlediğimiz yol bir süre sonra bozuk bir toprak yola dönüşüyor. Yol boyunca Balıklı Göl ve Aygır Göl'ü gibi iki göl geçiyoruz ama sisten hiçbir şey görmüyoruz. Yol üzerinde derme çatma barakalarda hediyelik eşya, çay vs. satan köylüler ve çoğunlukla Araplarla karşılaşıyoruz. 
    Artık iyice yükseldiğimizde ve  koca kalın bir kar bloğunu gördüğümüzde neye uğradığımızı şaşırıyoruz.
YOL ÜZERİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ KAR BLOĞU
      Bu bloğu görünce durmadan edemiyoruz ve kışın buranın insana nasıl geçit vereceğine de bir türlü akıl sır erdiremiyoruz.
KAR BLOĞUNA YASLA SIRTINI
     Yine fotoğraflarımızı çektiriyor ve sonrasında tekrar arabaya doluşup sisin içinde ilerlemeye devam ediyoruz. Döne, dolana yukarılara ilerlemenin ve sis dolayısıyla bilinmeze gitmenin verdiği tatlı adrenalin de bizimle birlikte yol alıyor.
     Büyük Demirkapı Köyünü de geçip güneye, Bayburt tarafına doğru ilerlemeye devam ediyoruz ama artık yüksele yüksele Trabzon ve Bayburt arasındaki 3000 metreler civarındaki geçide varınca hava birden olmadığı kadar güzel oluyor. Dayanamayıp tekrar kendimizi kıra bayıra atlıyoruz.
O ANDA DOĞAYA BIRAKTIK KENDİMİZİ
      Biz araçtan inerek bu tepeyi yürüyerek geçerken aracımızda bizi aşağılarda beklemek üzere hareket ediyor.
  Aslında artık kamp yerine oldukça yakınız ve önümüzdeki topraklar Bayburt'a ait bulunuyor.
ÖNÜMÜZDE UZANAN BAYBURT TOPRAKLARI
  Trabzon tarafından gelen sis ve pus artık arkamızda kalıyor. Bulunduğumuz yer ile geldiğimiz yerde alabildiğine bir ısı farkı olduğunu görüyoruz.
   Tepeden inerken renk renk çiçekler ve geride kalan sisin içinize verdiği çoşku anlatılamaz.
TEPELERDE BİZE GÜLÜMSEYEN ÇİÇEKLERDEN SADECE BİRİ
VE ARTIK ARKAMIZDA KALAN TRABZON'UN PUSLU HAVASI
      Nihayet Üzengili Yayla evleri gözükünce çok geçmeden o yaylanın biraz  daha sol tarafında ve üstünde kalan kamp yerimize varıyoruz. 2600 mt deki kamp yerimizde bir de gürül gürül akan su kaynağımız var.
        Hemen herkes çadırlarını kuracak düz bir zemin arama işine girişiyor. Bu arada saatimiz  akşamüstü 5-6 arası olduğundan çadır kurma işi bitince hemen yemek işine girmeyi planlıyoruz. Bu arada arkadaşımız Çağın'ın Trabzon'dan kiraladığı arabayla Uzungöl'ü geçerek bize doğru ilerlemeye başladığını öğrenince seviniyoruz.
ÇADIRLAR KURULUYOR
BAZILARI BİRAZ ZORLANIYOR MU NE? :)
SON RÖTUŞLAR YAPILIYOR
VE İŞTE ÇADIRLARIMIZ HAZIR EFENDİM..
    Çadırlar kurulduktan sonra tek ocak getiren biz olduğumuzdan Ayhan ocak yakımı konusunda arkadaşlara küçük bir ders veriyor.
OCAK YAKIM DERSİ-1
  Böyle kamplı faaliyetlerde en sevdiğim şeylerden biri açık havada pişirilen yemek ritüeli olduğundan ocak dersi biter bitmez önce çay sonra da yemek hazırlama işlemlerine girişiyoruz.
MİSS GİBİ YEMEĞİMİZ PİŞİYOR İŞTE
   Evden hazırlayıp getirdiğim zeytinyağı, salça ve baharatlarla güzel bir bulgur pilavı pişiriyorum. Herkese yetsin diye yarım kilo aldığım bulgur pilavını ve yanında yeriz diye aldığım barbunya pilaki ile akşam yemeğimizi tamamlıyoruz.
   Hava artık kararmaya yüz tuttuğunda etraftan toplanan tezek ve odunlarla yakılan ateş başında hem sohbet ediyor hem de Çağın'ın sağ salim yanımıza ulaşması için bekleşmeye başlıyoruz. Zira gelene kadar yol üzerindeki sis ve farklı  yol ayrımları ile bize ulaşması gerçekten biraz zor olacak gibi görünüyor.
  Birkaçımız ateş başında beklerken birkaçımız ise Çağın'ı karşılamak için yolun ilerisine doğru yürümeye başlıyor.
YOLA DOĞRU ÇAĞIN'I BEKLEYEN ARKADAŞLARIMIZ
      Nihayet bir zaman sonra Çağın ve arkadaşı da sağ salim yanımıza ulaşınca artık yatma vaktidir diyerek sabah ki zirveye odaklanmaya çalışıyoruz. Sabah 04:00 kalkış, 04:30 hareketle yola çıkma kararı alıyoruz.
    Biraz konuşmalı ve stresli geçen bir gece sonunda uykusuz bir şekilde ama çok güzel bir hava ile sabaha varıyoruz. Buraya gelmeden yağmur olma riski hepimizi tedirgin ediyordu. Bu temiz havayı görünce oldukça mutlu oluyoruz. Saat 04:35 de yola çıkmak üzere sıraya girmiştik bile.
BÜYÜK DEMİRKAPI İÇİN YOLA ÇIKMAYA HAZIRIZ
     Önce yoldan ilerliyoruz sonra da artık tepeleri aşarak ilerlemeye başlıyoruz. Zirve için bulunduğumuz yerden 700 mt yükselmemiz gerekiyor. Bu sebeple  kendimizi fazla kasmadan ve yıpratmadan ilerliyoruz.
YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELİYORUZ
      Ara ara molalar verip arkada bıraktığımız manzaraya bakmayı ihmal etmiyoruz.
BİR MOLA SIRASINDA SOHBET
GÜNÜN İLK IŞIKLARIYLA ARKAMIZDA KALAN BAYBURT MANZARASI
       Tabi bir yandan ilerlerken arkamızda bıraktığımız manzaranın yanında bir de önümüze biriken güzellikleri de içimize çekiyoruz.
İLERİLERE DOĞRU BAKIYORUZ
     Sonunda kamp yerindeyken oldukça küçük gözüken dağımızın ana kütlesini görme açısına kavuşuyoruz .
BÜYÜK DEMİRKAPI'NIN ANA KÜTLESİ
   Bu bölümü hafif sağ yaparak ilerlediğinizde bir boğaz bölümüne geliyorsunuz. İşte bu boğaz bölümünden de sola doğru tırmanarak zirveye biraz daha yaklaşıyorsunuz.
BOĞAZA DOĞRU BİR GRUP FOTOĞRAFI ÇEKTİRELİM DEDİK
      Boğazı geçip yavaş yavaş yükselmeye başlıyoruz. Grup yavaş yavaş ilerlerken önden Ayhan onun arkasından da ben yükselerek öne geçiyoruz. Bakalım bu set gördüğümüz gibi mi olacak yoksa karşımıza her zaman ki  gibi bir sürpriz daha çıkacak mı?
BOĞAZ BÖLÜMÜNE DOĞRU YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELMEYE DEVAM
     Tam da düşündüğüm gibi oluyor. Önden giden Ayhan'la aramdaki mesafe artınca bulunduğumuz setin üstüne geldiğimde Ayhan'ı üzerinde  metal çakılı bir tepeyi tırmanırken görüyorum. Ve zirvenin o olduğunu anlıyorum. Ama yine de hoşuma gitmiyor çünkü tırmanılacak bir setimizin daha olduğunu görüyorum.
    Ve zirveye varma hırsıyla ha gayret diyerekten Ayhan'dan sonra zirveye vardığımda gördüğüm manzara her şeye değdi diyorum.
ZİRVEDE MUHTEŞEM BİR MANZARA
    Saat 07:00 gibi zirveye varıyorum. Yani 2,5 saatlik rahat bir tırmanışla Büyük Demirkapı zirvesine varmış oluyoruz. Zirve kalabalıklaşmadan Ayhan'la fotoğraf çektiririm hayali kurarken Ayhan'ı bulunduğum zirveden 50 mt ileride başka bir kütlenin tepesinde görünce oldukça şaşırıyorum.
2. BİR ZİRVE
   Oradan Ayhan  bana "Orası zirve değil" diye bağırınca sinirleniyorum. "Nereden çıktı şimdi bu ?" diyorum. Ayhan oradan benim bulunduğum zirvenin 3366 mt olduğunu söylüyor ama sonra tekrar ölçtüğünde bulunan üç zirvenin de aynı ölçüye sahip olduğunu söylüyor.
1. ZİRVEDE AYHAN'IN ÇEKTİĞİ GÖRÜNTÜM
     Ben onunla zirveden zirveye sohbet ederken arkamdan sırayla Barış, Kemal, Mustafa Ağabey ve Melih de zirveye ulaşıyorlar. Hemen sırayla fotoğraf çektiriyoruz.
BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİNDE  BEN
BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİNDE KEMAL
BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİNDE MELİH
BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİNDE MUSTAFA AĞABEY
     Aradan biraz zaman geçince herkes zirveye varıyor. Kimimiz yemek yeme kimimiz fotoğraf çektirme derdine düşerken ben bir yandan diğer bir zirveyi daha yoklamaya giden Ayhan'ı merak ederken bir yandan da diğer zirveye gitsem mi diye düşünüyorum.
    Tam ben bunları düşünürken Melih ve Barış diğer zirveye gitmek için zirvenin sağından yola çıkınca içimden bir ses "Buraya kadar gelip diğer zirveyi yapmadan mı gideceksin" diyor ve ben de onların önüne geçmek için zirvenin solundaki kayalıklı bölümü geçerek 2. zirveye doğru yürümeye başlıyorum.
       2. zirve 1. zirvenin 30-40 mt ilerisinde bulunuyor. Aslında burası bir sırt gibi düşünülürse oldukça fazla zirve mevcut gözüküyor.
2. ZİRVE HİZASINDAKİ DİĞER YÜKSELTİLER
    Ben 2. zirveye ulaştıktan bir süre sonra Barış ve Melih de geliyorlar. Ve Melih'teki Gps'e baktığımızda ölçümleri şu şekilde görüyoruz.
2.ZİRVE ÖLÇÜMLERİ
           Biz 2. zirvede oyalanırken Ayhan'da ileriden gözüküyor ve onunla 2. zirve için bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz.
2. ZİRVEDE BİZ
     Bulunduğumuz yerden 1. zirve oldukça hoş gözüküyor. Kamp yerimizden bile gözüken zirve hörgücünü fotoğraflamayı  unutmuyoruz.
BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİNİN HÖRGÜCÜ
          Ve biz 2. zirvedekiler de  1. zirveye dönüp bir grup fotoğrafı çektiriyoruz.
TREK BEŞBİN- BÜYÜK DEMİRKAPI ZİRVESİ-3374 mt
  Bir zirveyi daha başarıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu taşırken bulunduğumuz yerden hızlıca inişe geçip, çadırlarımızı toplamanın telaşına düşüyoruz.  
         Saat 10:00 gibi kamp alanına varıp 11:00 gibi kamp alanından ayrılıyoruz. Önce Güdak'tan bize yardımcı olan Mustafa Hoca'yı ve Seher'i Gümüşhane'ye bırakmak için Bayburt ve Gümüşhane'ye uğruyoruz. Gümüşhane'den köme almayı ihmal etmiyoruz. Mustafa Hoca'ya sonsuz teşekkürlerimizi sunup yolumuza devam ediyoruz.
    Onlardan ayrıldıktan sonra Zigana Geçidini aşar aşmaz hemen sağ kol üzerindeki restoranlardan birinde sabahtan beri aç olan karnımızı doyurup, Maçka üzerinden Sümela'ya varıyoruz. 
      Sümela bizi sisler içinde karşıladığı için pek tat alamıyoruz ama onu daha önce görmeyen arkadaşlar yine de manastırın içinde gezerken bizler de alt taraftaki tesislerin orada çay içmeyi tercih ediyoruz.
      Ve nihayet Trabzon'a vardığımızda önce bir gece daha Trabzon'da kalacak Yüksel'e bir otel buluyoruz ve merkezde bir çay bahçesinde oturup vaktin geçmesini beklerken bir yandan da tırmanışın kritiğini yapıp, eğleniyoruz.
  Bu kabalık şehirden bir Trabzon pidesi yemeden ayrılmayalım deyip meydandaki pidecilerden birinde pidemizi yiyoruz.
İŞTE TRABZON PİDEMİZ GELDİ
PİDE BAŞI SON FOTOĞRAFLARIMIZ
HIIIIMM, AFİYET BAL ŞEKER OLSUN EFENDİM :)
     Sevgili dostlar bir faaliyeti ama eksik ama fazla kalemim yettiğince size aktarmaya çalıştım. Akşam Trabzon'dan ayrılırken tüm ekip mutlu mesuttuk. Bu duygularla daha nice zirvelere diyorum arkadaşlar. Sevgiyle ve dostlukla kalın.
     Zirvelerimiz daim olsun, görüşmek üzere..



Şenay KILIÇ


    HARCAMALAR

  • 310 TL-Bir kişi gidiş-dönüş uçak parası
  • 100 TL-Araç ücreti
  • 50   TL-3 öğün dışarıda yenen yemek
  • 25   TL-Hava alanı ulaşım parası
  • 30   TL-Ivır zıvır alışveriş
  • 20   TL-Gümüşhane'den 1 kilo köme
TOPLAM: 535 TL- (Bir kişinin harcamasıdır.)



3 yorum:

Mustafa akbulut dedi ki...

ŞENAY HANIM EMEĞİNİZE VE ELİNİZE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ AMA AYHAN BEYE(HOCANIN MAKİNESİNİ ÇADIRDAN AL VE GETİR)EMİR KİPİNİ NOT DÜŞMEYİ UNUTMUŞSUNUZ SAYGILAR.

Anonim dedi ki...

Elinize yüreğinize sağlık. çok güzel olmuş.
teşekkür ediyorum.

AZ GİTTİK UZ GİTTİK dedi ki...

teşekkür ederim Mustafa Bey..